Güneş ve Siyah

Sabah kalktığında, her işini halledersin.Odanı toplarsın,kahvaltını yaparsın.Birşey eksiktir.Hissedersin.Ama bulamazsın bir türlü kaynağını.O eksiklik çok belli eder eksikliğini ama kim olduğunu, ne olduğunu açık etmez. Ve yahut sen anlayamazsın.Belki de görmeyeli onu uzun zaman geçmiştir.Sen de bu süre zarfında ayak uydurmuşsundur.Ne bileyim öyle işte.
Ben her sabah güneşin eksikliğini yaşıyordum.Madden var fakat manen yoktu.Aradığım aydınlığı hiç bir yerde hiç bir şekilde bulamazdım.Hep birşeyler eksik.Bir boşluğun içerisindeyim.Ve günbegün içine çekiyor bu simsiyah tünelimsi şey.Hatta bazı bazı sevinmeme mani oluyordu.Oluyordu işte.Hiç birşey mutlu, etmiyor.Hiç birşeyden tat alamıyordum.
Ta ki güneşimi bulana kadar.O günden sonra güneşimin o olduğuna inanmıştım.İnandırılmıştım çokca da ve nereden bilebilirdim ki bir gün doğmamak üzere batacağını.
Bir daha doğmayarak beni o siyahın içine daha derbeder bir şekilde yolladı.
Her zaman metanetimi koruyorum ben ama sadece belirli zaman diliminde ortaya çıkıyor derbeder halim ve o işte o zaman çok ihtiyacım oluyor güneşe.Lakin yaşaya yaşaya onu da çözdüm.Artık bir derdim yok ne siyahla ne güneşle.Ne güneşsizlikle.
Sadece birazcık özlem, alışkanlıktan ileri gelen..
O kadar...